Gazedda's Avatar

Gazedda

@gazeddakibris

Sınırların ötesine bakan özgür bir kolektif | A free collective looking beyond borders | Μια ελεύθερη συλλογικότητα που κοιτάζει πέρα από τα σύνορα www.gazeddakibris.com

60
Followers
32
Following
575
Posts
18.11.2024
Joined
Posts Following

Latest posts by Gazedda @gazeddakibris

Preview
Kader Operasına Karşı İsyankar Türkü Gece gökyüzündeki ışık hüzmesi kayan bir yıldız mı? Yoksa bana doğru gelen bir drone mu? Bir çatışma anında sevdiklerim Lefkoşa’da mı Girne’de mi daha güvende olur? Bütün bu sorular ve fazlası sanki kaderimizmiş gibi sunuluyor. Demeçlerin gürültüsü içinde gerçeği aramak ise artık naiflik değil, neredeyse bir suç gibi görülüyor. Alternatifin olmadığı, bize sunulan seçenekler arasından birini seçmeye zorlandığımız hayatlarımızda, burnumuza gelen barut kokusuyla savaşa ne kadar yakın olduğumuzu yeniden hatırlıyoruz. Coğrafyamızın kaderinin çoktan yazılmış olduğu iddiası, elimizin kolumuzun bağlı olduğu fikriyle birleşerek bizi mağdur olmanın paradoksal rahatlığında teslim alıyor. Planların bizden bağımsız yapıldığını söyleyenler, aynı anda o planların içindeki rollerimizi benimsememizi de bekliyor.

Çağrı Cemaller yazdı: Savaşın bize bıraktığı tek gerçek ders şudur: başkalarının güvenlik mimarisi içinde yaşayan toplumlar sonunda başkalarının savaşlarının parçası olur. 

10.03.2026 06:00 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Emeklilik Değil, Yaşam Hakkı İngiltere’de yaz zamanı, üniversiteme yakın Godalming adlı bir köyde rastgele bir parka girdim. Park gerçekten güzeldi; aileler piknik yapıyor, çocuklar oynuyor, gençler sohbet ediyordu. Yeşil bir alanın toplumun moralini yükselttiğini sezmek zor değil. Hatta bilimsel olarak da bunun insanları daha iyi hissettirdiğini biliyoruz. Ama beni asıl çarpan şey yeşilin kendisi değil, o yeşilin kime ait olduğuydu. Parkın bir köşesinde 65 yaş üstü insanlar ukulele dersi alıyordu. Elektrikli scooter üstünde dedeler, bastonlu neneler… Müzik öğreniyor, gülüyor, birbirlerini bekliyorlardı. O an şunu düşündüm: Kıbrıs’ta emeklilik dediğimiz şey, neden yaşamak değil de “kapanmak” anlamına geliyor?

Doruk Ekingen yazdı: Bugün büyüklerimizi kahvehane kapısına, evin salonuna, dar bir hayata sıkıştıran düzen; yarın bizi de aynı yere sıkıştıracak. O yüzden bu mesele “onların” değil, hepimizin meselesi.

09.03.2026 07:01 👍 1 🔁 0 💬 1 📌 0
Preview
Tracey Emin’in “İkinci Hayat”ı ve 8 Mart’a Düşen Gölge Londra’daki Tate Modern’de açılan, “A Second Life” retrospektifi, yalnızca bir sanat olayından ibaret değil. Yaklaşık 40 yıllık üretimi bir araya getiren “A Second Life” başlıklı sergi, izleyiciyi çağdaş sanatın en kişisel ve en sarsıcı seslerinden biriyle yeniden buluşturuyor. 62 yaşındaki Tracey Emin’in 2020’de geçirdiği ağır kanser tedavisinin ardından tanımladığı “ikinci hayat” fikrini merkeze alıyor. 31 Ağustos’a kadar ziyaret edilebilecek seçki, Emin’in kariyerine bugünün yaşam perspektifinden bakıyor. Bu sergiyi asıl anlamlı kılan, zamanlaması ve dünyadaki sert gündemle kurduğu görünmez bağ. Yaklaşık 100 eserin yer aldığı sergide resim, heykel, video, neon ve yerleştirme çalışmaları bir arada sunuluyor; bazı yapıtlar ise ilk kez izleyiciyle buluşuyor.

Sadiye Ada yazdı: Kıbrıslı Türk bir babanın kızı olarak İngiltere’nin Margate kentinde işçi sınıfı bir ailede büyüyen, 13 yaşında okulu bırakan Emin, dünya çağdaş sanatının en güçlü kadın figürlerinden biri.

08.03.2026 17:27 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Aynı Ateşte Yanıyor Olmak Bazı filmler vardır; yalnızca bir hikaye anlatmazlar, aynı zamanda sana bir şeyler de hatırlatırlar. Portrait of a Lady on Fire tam olarak da benim için böyle bir film. Çünkü ilk bakışta bir dönem aşk hikayesi gibi görünse de aslında başka bir şeyle ilgilenmekte: bakmak ve görülmek. Film 18. yüzyılda Fransa’da geçer. Ressam olan Marianne, evlenmek üzere olan genç bir kadının, Heloise’in portresini yapmak için evlerine gelir. Ama Heloise evliliği istemediği için poz vermeyi reddeder; bu yüzden Marianne onu yürüyüşlerde gizlice gözlemleyerek resmini yapmaya çalışır. Evde onlarla birlikte yaşayan Sophie ise evin genç hizmetçisidir.

Deniz Altıok yazdı: Portrait of a Lady on Fire yalnızca bir aşk hikayesi değil aslında, kadınların tarih boyunca nasıl temsil edildiğini, nasıl susturulduğunu ve kimin hikayeyi kurduğunu sorgulayan bir film.

08.03.2026 16:41 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Dünya Yerinden Oynar Dünya bazen gerçekten yerinden oynuyormuş gibi görünüyor. Savaş ihtimalleri, kırılgan dengeler, büyük güçlerin stratejik hesapları… Ama dünyanın nasıl değiştiğini anlamak için yalnızca devletlere ve haritalara bakmak yetmez. Bazen değişimin nerede başladığını görmek için insanların hayatlarına, bedenlerine ve hikâyelerine bakmak gerekir.

Pervin Avcı Yazdı: Dünya bazen gerçekten yerinden oynuyormuş gibi görünüyor. Savaş ihtimalleri, kırılgan dengeler, büyük güçlerin stratejik hesapları…

08.03.2026 16:02 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Tanıklığın Ağırlığı: Fay Hattında Güvenlik Savaş artık “orada bir yerde” değil. Mesafesi ölçülebilir. Ve artık bu mesafe rahatsız edici biçimde kısa. Bir adada yaşadığınızda mesafeler her zaman daha somuttur. Gökyüzünden geçen bir uçağın sesi, haber bültenlerinden daha hızlı hatırlatır gerilimi. İngiltere’nin Kıbrıs’taki askeri üslerine yönelik saldırı, soyut bir jeopolitik gelişme değildir. Bu adada yaşayan herkes için somut bir uyarıdır. Çünkü askeri varlık, savunma diliyle kurulur; ama aynı anda bir hedef üretir. Güvenlik adına yerleştirilen her yapı, potansiyel bir risk alanı yaratır. Ve o risk, karar masalarında oturanlardan önce sivillere temas eder. Biz bu adada askeri üslerin varlığını “olağan” kabul ederek büyüdük.

Nuray Özgeçen yazdı: İngiltere’nin Kıbrıs’taki askeri üslerine yönelik saldırı, soyut bir jeopolitik gelişme değildir. Bu adada yaşayan herkes için somut bir uyarıdır.

06.03.2026 07:00 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Hamnet Önce bir trajedi, sonra bir oyun, ardından bir roman, romandan film, filmden sonrası gözyaşı. “Olmak ya da olmamak” mı; “yaşamak ya da ölmek” mi hangisini kullanmak duyguyu daha güçlü ifade eder diye düşünmektense; yüzlerdeki ifadelere gitmek, ormandaki sihre kapılmak, kurulan sahnenin içine dalmak, seyircilere odaklanmak, oyuncuların ellerinden tutmak daha doğru bir tercih olabilir. Çevirinin nasıl yapıldığından çok ne yapıldığı göze batıyor özetle. Film, susan bir film. Konuşmalar arasında, duygular arasında susmalar var. Yutkunmalar var. Susmalar olduğu için sessizlik olduğu için duyguların haykırışı rahatça duyuluyor ve sizin duyguyu yaşamanıza izin veriyor. “Burada susuyorum” derken sahne, siz büyüye kapılıp gidiyorsunuz fark etmeden.

Tüge Dağaşan yazdı: Film, tiyatro, şiir, öykü, roman, heykel, resim, fotoğraf; ne olursa olsun size dokunup bir şey verebiliyorsa; verdiği şey sizi çoğaltıyorsa önemli olan sadece budur.

05.03.2026 17:00 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Gazze’deki Soykırım Sona Ermedi Lee Mordechai ile Söyleşi | Jacobin Kudüs’te yaşayan tarihçi Lee Mordechai, son iki yıldır Gazze’de sivillere yönelik İsrail şiddetini belgeliyor. Bu söyleşide, sözde ateşkese rağmen soykırımın neden sürdüğünü anlatıyor. 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde yaşanan yıkım, geçmişteki İsrail suçlarıyla kıyaslandığında bile benzeri görülmemiş bir boyuta ulaştı. Bazı tahminlere göre maddi altyapının yüzde 80’inden fazlası yok edildi; İsrail güçleri dahi ölü sayısının 70 bini aştığını kabul ediyor. Sözde ateşkesin başlamasından sonra da İsrail ordusu mahalleleri buldozerlerle yıkmayı sürdürdü. Bazı insan hakları örgütleri, bunun suçlara dair kanıtların ortadan kaldırılması anlamına geldiğini ileri sürüyor.

Kudüs’te yaşayan tarihçi Lee Mordechai, son iki yıldır Gazze’de sivillere yönelik İsrail şiddetini belgeliyor. Bu söyleşide, sözde ateşkese rağmen soykırımın neden sürdüğünü anlatıyor.

05.03.2026 11:00 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Yeni Paylaşım Savaşının Gölgesinde Kıbrıs Coğrafyamızın üstüne çöken savaş ihtimali artık uzak bir olasılık olmaktan çıktı. Uluslararası terminolojide kullanılan diplomatik dil hâlâ “gerilim”, “kriz”, “çatışma” gibi kelimeleri tercih etse de sahadaki gerçeklik artık daha farklı bir boyuta dönüştü. Yirminci yüzyılın başındaki paylaşım savaşlarını hatırlatan bir jeopolitik rekabet yaşanıyor. Enerji hatları, ticaret yolları, veri ağları, limanlar ve stratejik geçiş noktaları üzerinde büyük bir mücadele var. Askeri bloklar yeniden şekillenirken, küresel ölçekte silahlanma hızlanıyor, dünya giderek iki büyük güç etrafında yeniden diziliyor.

Çağdaş Öğüç yazdı: Kıbrıs uzun zamandır başkalarının savaşlarının lojistik arka bahçesi olarak kullanılmaktadır. Bu askeri uçak üssünün içinde yaşayan insanların güvenliği ise kimsenin önceliği değildir.

05.03.2026 07:01 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Kolonyalizmin Mirası: Britanya Üsleri Kıbrıs’ta Büyük Britanya’ya ait iki büyük askerî üs Britanya sömürge dönemininin 1960'da resmen son bulmasından bugüne kolonyalizmin mirası olarak adadaki varlıklarını sürdürüyor. Bu üslerin varlığı ve faaliyetleri; Zürih ve Londra Anlaşmaları, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kuruluş Antlaşması ve Zürih ile Londra Anlaşmaları’nın eki niteliğindeki Kıbrıs - Yunanistan - Türkiye ve Birleşik Krallık İttifak Antlaşması ile hüküm altına alındı. Bu metin, “üs” denen şeyin yalnızca tel örgü ve pist olmadığını; kolonyal egemenliğin hukukla kalıcılaştırılması, adanın coğrafyaya sabitlenen askerî işlevi ve bölgesel savaşların Kıbrıs’ta yeniden üretilen pratiği olduğunu gösteriyor. Üslerin Kurulması: Bağımsızlıktan Önce Planlanan “Egemen Toprak”

1986’daki saldırı da, 2026’daki drone saldırısı da aynı gerçeği görünür kılıyor: Kıbrıs savaşın dışında değil. Üsler hedef olduğunda, adanın tamamı gerilimin parçasına dönüşüyor. “Güvenlik protokolleri devrede” cümlesi, bu kırılganlığın bugünkü adı.

04.03.2026 17:35 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Tehlikeli Bir Dönüm Noktası: Trump Savaşlarını Yapay Zekâ ile Yürütüyor  Chris Stokel-Walker | The Guardian Yapay zekânın yapabildiği pek çok şey var. Alışveriş listenizi düzenleyebilir; çocuklarınız isyan bayrağını çektiğinde onlara özel bir uyku hikâyesi uydurarak oyalanmalarını sağlayabilir. İş yerinde sizi daha verimli kılabilir ve hükûmetlerin daha etkin çalışmasına yardımcı olabilir. Daha az yazılan ve artık daha yüksek sesle konuşmamız gereken konu ise yapay zekânın askerîleştirilmesinin taşıdığı risklerdir. Son üç ay içinde Donald Trump’ın Beyaz Saray’ının, iki kez rejim değişikliği amacıyla – ya da İran örneğinde olduğu gibi buna mümkün olduğunca yaklaşmak için ve işi sıradan İranlıların tamamlamasına bırakacak şekilde – yapay zekâ kullandığı bildiriliyor.

Chris Stokel-Walker yazdı: Son üç ay içinde Donald Trump’ın Beyaz Saray’ının, iki kez rejim değişikliği amacıyla yapay zekâ kullandığı bildiriliyor.

04.03.2026 07:00 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Tahlil Dile geldiğinde bütün bu uğraşların adı; hırs oluyor. Daha fazla, daha fazla, doymuyor… Peki bir gün temize çekilecek mi bütün eşyalar? O kısa gotik hikâyeler kuruyacak mı, yoksa iyimser serzenişler feryada mı dönüşecek? Sonunun neye varacağı aslında belli değil mi? Bir tuşa basılıyor, müdahale ediliyor bedenlere, ruhlara, hafızalara. Yıkanmış evleri yeniden kirletiyorlar. Verandayı süpüren kadın, yıkıp tarihini, plastik mopunu, Cif’i, üzümün dalını, kıra kıra rüzgâra sordurtuyor halini. Kaydediyor belleğine; bir gün hesap soracak torunlarına anlatmak için. İnsan ister istemez düşünüyor: Bu da mı Allah’ın işi? Yüklü bulutlar geçiyor ama huzur yağmıyor.

Levent Atikoğlu, konfor ve vicdan arasındaki çelişkiyi, "Baba Rahmi" kitabındaki "Tahlil" şiiriyle yorumluyor.

03.03.2026 07:01 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Varoluşsal Krizler, Trajikomik Kimlikler: Beren Rojin Durmaz Her şey bir sosyal medya mesajıyla başladı. Collective Beat’in 3. gecesini planlarken gelen o mesajın sahibi: Beren. İlk buluşmamızda enerjisinden fazlasıyla etkilenmiştim. Aylar geçti ama aramızdaki sinerji azalmadı, aksine her projede büyüdü. Onu sahneye her davet ettiğimde “she is my cherry on top” diyorum. Çünkü bazı insanlar sadece sahneye çıkmaz… Sahneyi tamamlar. Şimdi gelin, benim cherry on top’umu birlikte tanıyalım. 1. Beren Rojin Durmaz kimdir? Kendini CV gibi değil de, bir sahne anonsu gibi anlatır mısın? Beren Rojin Durmaz'ı kendinden emin betimlemelerle anlatacak kadar tanıyor muyum, emin değilim. 20’lerinin başında, varoluşsal krizler ile yanıp tutuşan, bir yandan kim olduğunu keşfetmeye çalışırken diğer yandan da aklına düşen, yüreğinde yer eden düşünceler, konular ve durumlarla bir şeyler üretmeye çalışan bir "sanatçı", belki bir "hikaye anlatıcısı" olabileceği yönünde bazı sezgilerim var.

Hakan Çoban sohbetlerinin yeni konuğu sanatçı Beren Rojin Durmaz...

02.03.2026 16:01 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Seçilme İhtiyacı: Görünürlüğün Kırılganlığı Bir çocuğu düşünün. Elinde yaptığı bir resimle yanınıza geliyor ve “Bak.” diyor.O anda resmin güzel olup olmaması, renklerin taşması, perspektifin eksikliği…  hiçbirinin önceliği yoktur. Çünkü o an çocuk resmi değil, kendini uzatır.  “Beni görüyor musun?” Görülmediğinde yalnızca üzülmez; silikleşir.  Görüldüğünde ise sadece mutlu olmaz, aynı zamanda belirir.  Bu dünyada bir yeri olduğunu hisseder. Belki de insanın en erken hafızası budur: Görülürken var olmak. Belki yetişkinlik dediğimiz şey, o “bak” çağrısını daha sofistike biçimlerde sürdürmektir.Pastel boyalarımız yoktur belki; ama başarılarımız, ilişkilerimiz, cümlelerimiz vardır.Görülme ihtiyacı ile ilgili sorgulamalar yaparken önce içimde bir direnç fark ettim. 

Nuray Özgeçen yazdı: Seçilme ve görülme arzusu yüzeysel bir ilgi arayışı değildir. Bazen güvenli bağlanma ihtiyacıdır, bazen çocukluktan gelen “beni bırakma” yankısı, bazen de yalnızca görünür olma talebi.

02.03.2026 07:00 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Masum Bir Ayı Neden Siyaseti Rahatsız Eder? Londra’da öğretmen olarak çalışmaya başladığımda, İngiliz çocuk edebiyatının temel eserlerini yeniden gözden geçirmek istemiştim. Hangi kitaplar çocukların hayal dünyasını şekillendiriyor, hangi karakterler kuşaklar boyunca hafızada kalıyordu? Bu soruların cevabı beni dönüp dolaştırıp aynı yere götürdü: Winnie the Pooh. A. A. Milne’in kaleme aldığı bu mütevazı ayı ve arkadaşları, ilk bakışta yalnızca dostluk, sadakat ve küçük mutluluklar üzerine kurulmuş bir evren sunar. Daha sonra Walt Disney uyarlamasıyla küresel bir kültürel simgeye dönüşen seri, dünyanın dört bir yanında çocukların ortak hafızasına yerleşmiştir. Peki böylesine masum bir karakter nasıl olur da siyasetin konusu hâline gelir?

Sadiye Ada yazdı: Bir ayı figürü devlet otoritesini neden rahatsız eder?

01.03.2026 11:00 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Sirat: Çölün Ortasında Bir Sınav İspanyol yönetmen Oliver Laxe, doğayı sinemasında yalnızca bir mekân olarak değil, bir güç olarak kullanan bir yönetmen. Daha önce Todos vós sodes capitáns (2010), Mimosas (2016) ve Fire Will Come (2019) filmleriyle dikkat çekmişti. Özellikle Mimosas’ta yine Fas coğrafyasında, zorlu doğa koşulları içinde ilerleyen bir yol anlatısı kurmuştu. 2025 tarihli Sirat, bu yaklaşımın en sert ve en yoğun örneği. Film, Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü kazandı ve uluslararası basında yılın en çok konuşulan yapımlarından biri oldu. Laxe’in Fransa doğumlu, Galiçyalı bir İspanyol yönetmen olduğunu ve Fas’la uzun yıllardır kişisel ve sanatsal bir bağ kurduğunu bilmek, …

Pervin Avcı yazdı: Oliver Laxe’in Sirat’ı, çölün ortasında geçen bir arayış hikâyesi gibi başlıyor; doğa ve rave kültürü arasında sıkışan bir sınav filmine dönüşüyor. İzlenip bitmiyor.

01.03.2026 08:00 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Video thumbnail

Uyumadan evvel çok yersañ öyle olur.

28.02.2026 13:53 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Birini Yarın Sevemezsin On sekizinci yaşımı kutladıktan bir hafta sonra İngiltere’ye okumaya gittiğimde sene 2017’ydi. İlk heyecanlar, toyluklar, yeni başlangıçlar ve hayat akışının getirdiği kaçınılmaz sorumluluklar, hepsi masamdaydı. Kampüste ilk günüm, tüm çömezliğimle dersin olacağı amfiyi ararken birinin bana seslenmesiyle o anki panik halimden sıyrıldım. Otuzlarının ortalarında,dudağının tam altında konuştukça oynaşan bir piercingi olan, mor Dr. Martens botlarıyla ve el örgüsü mor bir saç bandıyla, siyah kemik gözlüklü bir kadın konuşuyordu bana. Dani, üniversitedeki ilk arkadaşım. Yaklaşık aramızda on beş yaş fark vardı. Laboratuvar derslerimizde kahkalarla yaptığımız deneylerimiz, ders aralarında içtiğimiz kahveler, birlikte yaptığımız projeler ve kampüsteki yürüyüşlerimiz sırasında Dani’nin aslında bir sanatçı olduğunu, finansal olarak kendi kendine yetemediği noktada yeniden hayat yolunu değiştirdiğini öğrendim.

Ceyhun Bakkaloğlu yazdı: Yarın ne olacağını bilemiyoruz, belki de birini yarın sevemezsin.

26.02.2026 17:01 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Portakallardan “Real Estate”e Maria Hacımihail | Afoa Jalla’nın çok konuşulan video klibinde, kimsenin ele almadığını gördüğüm ve görmezden gelemeyeceğime karar verdiğim bir detay ortaya çıkıyor. Bu detay, kasası portakallarla dolu bir çift kabinli aracın, arka planda göz kamaştırıcı City of Dreams (Otel) ve Akrotiri Gölü manzarasıyla birlikte gösterildiği sahneden doğuyor. 2018’de, City of Dreams projesi Çevresel Etki Değerlendirme Komitesi’nde görüşülmeden önce bölgede yerinde inceleme yapan bazı kişiler, çalışmaların çoktan başlamış olduğunu gördü. Ağaçların, özellikle de portakal ağaçlarının envanterini çıkarabilmeleri gerekirken, kendilerini kesilmiş portakal bahçelerinin gövdelerinin yığıldığı alanların önünde buldular. “Portakal ağaçlarını yeniden diriltmek bir sebeptir” diye yazar Th.

Maria Hacımihail yazdı: Bir tarafta, geçmişin romantik hayal dünyasında yer alan pastoral Kıbrıs: “Karava’nın portakal bahçeleri”, Mağusa’daki portakal festivali, bir zamanlar tüm Kıbrıs’ı besleyen toprak… Öte tarafta ise bugünün Kıbrıs’ı var:

26.02.2026 07:01 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Varlığımızı Türkiye’nin Varlığına Armağan Etmişsiniz Kıbrıs’ın kuzeyindeki siyasal ve toplumsal tartışmaların merkezinde açıkça konuşulması gereken gerçekler var: Türkçe konuşan Türkiyeliler, Türkçe konuşan Kıbrıslılardan hem rakam olarak daha fazla hem de irade olarak ada yarısı kendini Türkiye’ye teslim etmiş durumdadır. Siz, Türkçe konuşan Kıbrıslı varlığını Türk ve Türkiye varlığına armağan etmişsiniz; bunu açıkça konuşamamanın ne gibi bir sakıncası olabilir? Siz, bu irade sıfırlanmasının yarattığı kimlik, temsil, yabancılaşma, adalet, huzur, eşitlik ve aklınıza gelecek her sorunu çözmek için değil, aksine Kıbrıs’ı daha da fazla Türkiye yapmak için uğraşıyorsunuz. Bu açıkça ortada. Yaşananları çıkıp evirmeden, çevirmeden, manipüle etmeden, analiz oyunlarına başvurmadan konuşun.

Levent Atikoğlu yazdı: Bugün ortaya çıkan tablo yalnızca bir nüfus değişimi değil; kimliğin, aidiyetin ve temsilin dönüşümüdür.

25.02.2026 07:00 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Bir Strateji Olarak Çıkmaz ve Liderler Çözümü Nasıl Engelliyor Andreas Parashos | Fileleftheros Bir sorunun tarihinde, hareketsiz kalmanın zayıflık değil strateji olduğu anlar vardır. Kıbrıs sorunu tam da böyle bir aşamada gibi görünüyor. Çözüm süreci muazzam bir şekilde çökmüyor; sadece sistemli bir biçimde batıyor. Her iki tarafın liderleri de çözüme bağlılıklarını beyan ediyor, “Crans-Montana’ya kadar uzanan yakınlaşmaları” hatırlatıyor, BM Genel Sekreteri ile iletişim kuruyorlar; ancak aynı zamanda, insanların günlük yaşamlarını kolaylaştıracak bir geçiş noktasının açılması konusunda bile anlaşamıyorlar. Soru artık çıkmaza girip girmediğimiz değil. Çıkmaza girdik. Soru, bu çıkmazın bir başarısızlık mı yoksa her iki tarafın siyasi ve ekonomik elitleri için rahat bir denge mi olduğu.

Andreas Parashos yazdı: Liderlik, niyet beyanlarıyla değil, siyasi maliyetin yüksek olduğu durumlarda alınan kararlarla değerlendirilir.

24.02.2026 07:01 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Hafızanın Kaybolduğu Çağda Hatırlamak Konsept albümler benim için her zaman dinlemesi daha ilgi çekici çalışmalar olmuştur. Bu albümler baştan sona kurgulanmış bir anlatı aracılığıyla belirli bir dönemin ruhunu, bireyin iç dünyasını ve toplumun düşünme biçimini anlamaya imkan tanır. Müziğin bu bütünlüklü yapı içinde ilerlemesi, albüm boyunca dinleyiciyi düşünme ve yorumlama sürecine davet eder. Dream Theater’ın 1999 tarihli “Metropolis Pt. 2: Scenes From a Memory” albümü de bu çalışmalar arasında benim için ayrı bir yerde durur. Yüzeyde bireysel bir hafıza ve kimlik hikayesi anlatıyor gibi görünse de, albüm modern insanın gerçeklik, hafıza ve anlam arayışıyla kurduğu karmaşık ilişkiyi tartışmaya açan güçlü bir toplumsal okuma imkanı da sunar.

Çağdaş Öğüç yazdı: Toplumlar kendi geçmişleriyle, eşitsizlikleriyle ve travmalarıyla yüzleşmeden gerçek bir özgürlük alanı kuramaz.Bu açıdan Scenes From a Memory, yüzleşmeden kurulan her kimliğin ve her düzenin kırılganlığını hatırlatan bir anlatıdır.

23.02.2026 07:00 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Kıbrıslıların İkinci Dünya Savaşı Hikâyesi İkinci Dünya Savaşı’nın 3 Eylül 1939’da başlamasıyla birlikte, Kıbrıs Valisi Sir William D. Battershill, Kıbrıslıları savaşa katılarak Britanya İmparatorluğu’nu desteklemeye çağırdı. Bu çağrı karşılık buldu ve 17 Şubat 1940’ta sömürge yönetimi tarafından Kıbrıs Alayı (Cyprus Regiment) kuruldu. Birliğin mensupları savaş boyunca Afrika, Orta Doğu ve Avrupa’daki çeşitli cephelerde görev yaptı. Ancak bu seferberlik, sıradan bir sömürge yönetimi bağlamında gerçekleşmedi. Kıbrıs’ta o yıllarda yürürlükte olan siyasal rejim, halk hafızasında “Palmerokrasi” olarak anılan baskı dönemiydi.

Kıbrıslıların İkinci Dünya Savaşı Hikâyesi

İkinci Dünya Savaşı’nın 3 Eylül 1939’da başlamasıyla birlikte, Kıbrıs Valisi Sir William D. Battershill, Kıbrıslıları savaşa katılarak Britanya İmparatorluğu’nu desteklemeye çağırdı. Bu çağrı karşılık buldu ve 17 Şubat 1940’ta sömürge yönetimi tarafından…

22.02.2026 17:00 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Asi Hafıza Kayıtları Bazı şeyler olur, yaşanır ve bellekte kalır, unutulmaz. Bıraktığı hissiyatın etkisi geçmez. Üzerinden yıllar geçse bile eksilmez, hafiflemez, silinmez. İnsan unuttuğunu sanır; hayat devam eder, sokaklar aynı kalır, yüzler değişir. Ama hafıza, sessiz bir tanık gibi içeride kalır. Çünkü hafıza sadece hatırlamak değildir. Hafıza, insanın kendine verdiği en derin sözdür: Gördüğünü inkâr etmemek, hissettiğini küçümsememek ve gerçeğin üzerini örtmemek. Bu yüzden hafıza bazen ağırdır. Ve bu yüzden, hafıza çoğu zaman asidir. “Asi” kelimesi yalnızca bir sıfat değildir. Kıbrıs’ın, bazı Mısır ve Yakın Doğu kaynaklarında geçen en eski adlarından birinin “Asi” olarak anıldığı rivayet edilir.

Sadiye Ada yazdı: Bu köşe, unutmanın konforuna teslim olmayanların yeridir. Görmezden gelinenin, ertelenenin, susturulanın ve içimize gömülenin kayıtlarıdır. Bireysel olan ile toplumsal olanın kesiştiği yerde, hafıza konuşur.

22.02.2026 10:00 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Karar Ver(eme)mek Karar vermek çoğu zaman bir yön seçmekten fazlasıdır. Seçtiğin her yol, vazgeçtiğin başka ihtimallerin sessiz ağırlığını taşır. Bu yüzden bazen ilerleyemediğimiz yer, yanlış yoldan korktuğumuz değil; kaybetmeyi göze alamadığımız yerdir. Karar vermek özgürlük gibi anlatılır.Sanki insan bir şeyi seçtiğinde hafifler, netleşir, ilerler. Oysa çoğu zaman karar vermek, bir ihtimali gömmektir.Seçtiğin her yol, seçmediklerinin yasını içinde taşır. Son zamanlarda en basit gündelik planlarda bile, işler istediğim gibi gitmediğinde içimde bir şey kilitleniyor. Bir saat kayması, küçük bir iptal, ufak bir aksama… Ve ben bir anda yönümü kaybediyorum. Sanki plan bozulduğunda yalnızca program değil, ben de dağılıyorum.

Pervin Avcı yazdı: Karar vermek çoğu zaman bir yön seçmekten fazlasıdır. Seçtiğin her yol, vazgeçtiğin başka ihtimallerin sessiz ağırlığını taşır.

22.02.2026 08:00 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Susuzlu’yu Anlamak İnsan çocukluk sürecini pek hatırlamasa da çocukluk sürecinde yaşadıkları ve etkilendiği insanlar hep derin izler bırakır. Hafızamız o yıllara dair fazla detay hatırlamasa da, o yılların ve yaşanılanların bıraktığı izler insanı şekillendirir, bilincini, vicdanını, hayatla olan ilişkisini belirler. Çocukluk, insanın en politik dönemidir aslında. Çünkü bilincimiz henüz ideolojilerin kalın cümleleriyle değil, tanıklıklarla şekillenir. Nitekim Jean-Paul Sartre’ın söylediği gibi, “İnsan, yaptıklarının toplamıdır.” Çocuklukta karşılaşılan insanlar da o toplamın en belirleyici parçalarındandır. Her ne kadar savaşın, acıların ve bölünmenin derin yaralarının henüz çok taze olduğu bir zamanda, yerini, yurdunu ve bilindik hayatlarını kaybetmiş göçmen ailelerin çocuğu olarak, yerini, yurdunu ve bilindik hayatlarını kaybetmiş insanların geride bıraktığı topraklarda dünyaya gelmek çok kolay bir şey olmasa da, çocukluk yıllarımda bilincimin şekillenmesine büyük katkılar koyan insanlarla büyümenin bir şans olduğuna inanır, kendimi şanslı çocuklardan biri sayarım.

Nuri Sılay yazdı: Alper Susuzlu, sadece karikatürlerini oluşturan çizgileriyle değil, yazdığı, yönettiği ve oynadığı tiyatro oyunlarıyla da sanatın nasıl bir direniş aracı olabileceğini bizlere gösterdi. 

20.02.2026 07:01 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Özgürlük Efsanesi Özgürlük, birçoğumuz için mutlulukla özdeşleşmiş, aynı zamanda modern dünyanın en parlatılmış kavramlarından biridir. Siyasi sistemler, ekonomik düzenler, hatta kişisel yaşam biçimlerimiz kendilerini özgürlük üzerinden meşrulaştırıyor. Çoğu zaman özgürlüğü seçim yapabilmekle eşitliyoruz: Karar verebiliyorsak, özgürüz. Ben de uzun süre böyle düşündüm. Hayatımda aldığım kararların arkasında durabildiğim ölçüde kendimi özgür saydım. Fakat zamanla şunu farkettim: Seçim yapmak ile o seçimin hangi koşullar içinde mümkün olduğunu görmek aynı şey değil. İşte o ayrım, özgürlük kavramını yeniden düşünmeme neden oldu. Çünkü bugün özgürlük çoğu zaman hayat tarzları üzerinden konuşuluyor. Yalnız yaşamak ya da evlenmek. Çocuk sahibi olmak ya da olmamak.

Nuray Özgeçen yazdı: Özgürlük yalnızca nasıl yaşadığımızla ilgili değildir. Özgürlük bir yaşam statüsü değil, ancak bir bilinç meselesi olabilir.

18.02.2026 16:45 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Kırmızı Pasaportlu Dedem; Cemal Dayı -Solina- Babam dünyadan ayrılınca -ki ayrıldı mı onu da bilemem- ne zaman buna dair yazabildim bilmiyorum. Ne kadar süre geçti bilmiyorum, bazen geçen süre sonsuz gelebilir insana. Hep geç kalmış hissedebilir insan kendini yazmak için ya da yazdığı zaman. Bu yazıya geç kalmak istememe nedenim belki biraz da bu yüzdendir fakat geç kaldım, son ziyarete, vedalaşmaya, geç kaldım. Bu geç kalış gerçekten de yüreğine oturur insanın. Hoşça kal diyemezsin gidenin arkasından bazen, güle güle diyemezsin, alkışlarla uğurluyoruz bile diyemezsin bazen. Ne desen uymaz. Ne desen eksik, ne desen yarım kalır. Şu yarım kalmış çeyrek adanın yüzü gibi asılı kalır yüzünde zaman.

Tüge Dağaşan yazdı: Geç kaldım, son ziyarete, vedalaşmaya, geç kaldım. Bu geç kalış gerçekten de yüreğine oturur insanın.

18.02.2026 08:23 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Karikatür Sevdası “Fallout” dizisinin ikinci sezonunda kıyamet sonrası dünyada kendi tekno-totaliter düzenini kurmaya çalışan büyük teknoloji şirketinin sahibi Hank MacLean’ın ürettiği beyin çipinin insanlar üzerinde nasıl etkili olduğuna şahit oluruz. Beyin çipinin yerleştirildiği insanlar kontrol edilebilir, sürekli aptalca gülümseyen, işine ve band tarzı seri üretime odaklanan ve birbirlerine karşı abartılı bir kibarlık takınan, bir nevi sürekli birbirlerini pohpohlayan varlıklara dönüşürler. Özgün kişilikleri tamamen ortadan kalkmıştır! Son birkaç haftadır yapay zeka tarafından oluşturulan ve sosyal medyada bir akıma dönüşen ‘karikatür’ paylaşımları bana doğrudan “Fallout” dizisinin bu kısmını anımsattı. Sosyal medya akışlarında durmaksızın paylaşılan ve algoritmalar tarafından öne çıkartılan karikatürlerde bir fantezi dünyasının içerisine yerleştirilen birbirine benzeyen yüzlerce gülümseyiş görürüz.

Hasan Yıkıcı yazdı: Gerçek yaşamda yaratılamayan mutluluk cenneti yapay zeka tarafından tasarlanan idea dünyasında aranıyor. 

18.02.2026 07:00 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0
Preview
Burası Türkiye, Dönsün Dünya Yaz’ın yakıcı güneşi, kışın delirtici soğuğu birikti; beyan oldu öleceği. Yüksek kayalıklar, boylu boyunca ömür, kırk kere kırık maşallah’lar, ezberlenen hatıralar… Bir yenisi daha eklendi, dizildi patır patır çileşen geçmişimize. Çünkü burası epeydir Türkiye. Yaşamak Kıbrıs ise ve her geçen gün daha da çile, daha da tasalıysak, öldürüyorsa bu yaşama isteği, nedendir durduramıyoruz hala daha bu çarkı, bu ihaneti? Sevdiklerimize, en yakınımıza sitemlerimiz, stres, endişe, yıpranmalar, kavgalar… Sistemin bizi deli çıkardığı, hasta ettiği, o en kırılgan, en acımasız, adaletsiz, mecburi haller... En sevdiğimizden, en çok değer verdiğimizden çıkardığımız sinirimiz öyle büyük acıtıyor ki, hayatın dövünüp durmalarıyla cebelleşirken, bir an durma ihtiyacı, bilinçli, kendi kendime nefes alma hatırlatmanın mesaileri oldu sonra bunun adı.

Levent Atikoğlu yazdı: Burası Türkiye; burası belki de hiç Kıbrıs değildi aslında. 

17.02.2026 07:01 👍 0 🔁 0 💬 0 📌 0