Kitabımın basım tarihi nihayet netleşmiş oldu. Nihayet elimdeki diğer metinlere odaklanmak için yeterli kuvveti bulabiliyorum.
Kitabımın basım tarihi nihayet netleşmiş oldu. Nihayet elimdeki diğer metinlere odaklanmak için yeterli kuvveti bulabiliyorum.
İnsanın hem eşi hem de berberi kafasına göre olamaz. Bir fani bunlardan ancak biriyle mükafatlandırılır.
Zurnacı tabi işin esprisi ama bunu yeminle henüz fark ediyorum. Kitabı yazma süreci cinsel ilişkiye, kitabın arkasında durma süreci çocuk yetiştirmeye benziyor. O çocuğu kimseye yedirmemek gerek.
Bence bir yazarın hem eserini bitirecek hem de eserinin arkasında durabilecek iradeye sahip olması lazım. Mesela ortalama bir metinin arkasında kuvvetle durursanız o metin bir yere gelebilir. Ama iyi bir metini kendi haline bırakırsanız zurnacıya varır.
Bizim ailede insanı aptalca kararlar almaya vardıran bir hassasiyet, bir kırılganlık var. Bende bundan nasibi almış bir bireyim.
Az önce sahnede devleşen bir gitarist vardı, konserden sonra müziğimize destek olmak ister misiniz...
Ben çok memnun kaldım. Güzel vakit geçirdik. Gypsy jazz tarzda çaldı gurup, iyi de çaldılar. Fakat sonunda gitaristin çıkışta CD satması beni yaraladı. Sana ne oluyor diyeceksiniz. Yani müzisyenin gerçekten de o iki cd satışından gelecek paraya muhtaç olması beni ziyadesiyle üzüyor.
Bizim bölgede yaşlıların çok oturduğu zengin bir köye İtalya'dan caz grubu getirmişler. Toplasan 100 kişi yok, bilet 18 pound. Bu adamlar bu fiyata buralara gelmiş olamazlar. Belki 4-5 köyü daha böyle gezecekler, bilemiyorum. İzleyiciler belki de şehirlere inip konser izleyemeyecek kadar yaşlı.
Ne yapsaydım.
Baktım İngiltere'den dönemiyorum, gittim eve çiçek aldım.
Yine yazmaya başlayınca gelip de buraya yazmasam olmazdı. Bu kapıyı bir kere açınca susamıyor insan. Dünya kadar da mesaj yazdım bugün, birikmiş mailleri de attım. Parmaklar çalışıyor artık. Haydi bakalım inşallah.
Başlayıp. yarım bıraktığım birçok projem var. Bir tanesini sıfırdan yazmaya başladım. "Britanya'da Bir Akdenizli", anne ve babasının iftiraya uğrayarak hapse atılmasının İngiltere'ye zorunlu göç eden bir çocuğun hikayesini anlatıyor.
Yine yazmaya başladık. Bu işin müptelasıyız.
Zero to Zero
Toplam günışığı endeksinde İngiltere tüm dünyada sondan üçüncüymüş. İsveç, Sibirya, Kanada gibi daha kuzey bölgelerin bile gerisinde. Ben alıştım desem bilmem inanır mısınız…
Bizzat tanıdığım, dolaylı olarak adını duyduğum, medya kanallarıyla haberdar olduğum, romanlardan bildiğin herkes, kayıtsız ve şartsız olarak elindekinden daha iyisine layık.
Ansızın kendisini hatırlatan eski neşem, bahtsız bir ağaca düşen yıldırım gibisin.
İngiltere benim Balrog’um oldu. Hem alıkondum hem de kendi kendime yakalayamayacağım bir zihinsel güde erişiyorum. Ama daha var.
Biraz daha zamana bırakalım bazı şeyleri.
Yurt dışını hiç görmesem Türkiyeyi asla anlayamazdım. Tamam artık anladım, dönmek istiyorum ama dönemiyorum.
Benzeri bir sistemi ister istemez oğlumla da kuruyoruz. Ama onun arkasından çekileceğim, bensiz de güçlü hissedeceği bir düzeni vakti gelince kurmaya başlayacağımı umuyorum.
Bütün afram tafram hep babama güvendiğim içinmiş.
50 ve 80 yaş kuşakları sanki tek bir kuşak gibi oldu. Facebook postlarından böyle anlıyorum. bununla beraber 40-50 arası bir grup bunlara sinyallerken aynı yaş grubunun bir kısmı 30-40 arasına sığışmaya çalışıyor.
Bir şeyin boku çıkıyor. Yeter artık boku çıktı diyorsun, iki sene saha devam ediyorlar. İnsanlar mı sıkılmıyor bir türlü, yoksa geniş kitlelere çok mu geç ulaşıyor anlayamıyorum.
Ben de Ekim'in ilk gününden itibaren ben de Istanbul seyahatim için geri sayıma geçiyorum artık. 3 hafta sonra yaz tatilli ve Christmas arasındaki süreyi yarılamış olacağız. İnanılmaz.
Ekim ayına girmemizle birlikte Christmas ürünleri raflarda yerini aldı, Christmas marketi reklamları başkadı. Hayatın monotonluğu o kadar çıldırtıcı bir seviyedeki Ekim ayının ilk gününden Christmas'ı sağmaya başlıyorlar. İnanılır gibi değil yahu.
Üstelik anadilimde de yazarım. Her şeye rağmen.
Şimdi yine yerim açıldı. Yarın arayıp yer açıldı, şu kadar para diyeceğim. Gelmesinler diye yüksek fiyat söylüyorum. Beni çok oyalamış olmalarının bedeli. Müşkül sanmıştınız oysa müşrikim.
1,5 yıldır tuhaf bir sarmal içindeyiz. Haber veriyorum, parada anlaşamıyoruz. Yerlerine başkasını buluyorum. pişman oluyorlar. Bir dahakine haber ver diyorlar. Sonrasında talepten fiyatlarım artmış oluyor.Geçen sefer böyle demiştin diyorlar. Şimdi böyle diyorum. Gelmiyorlar, yine pişman oluluyorlar.
Bana derse gelmek isteyen bir karı koca var, bunları hiç sevemedim. Programında yer açılınca haber ver diyorlar. Veriyorum, pazarlık yapıyorlar. Zaten piyasa fiyatının çok altına veriyorum diyorum. Kendilerince boş yerim varsa müşkül durumdayım, her paraya yaparım sanıyorlar herhalde.