Burada hiç tanımadığım çok fazla takipçi geliyor, takipçi sayısı binlerce. O sayılara bakıp çok fazla takipçisi olanları takip etmiyorum. Bu bir "kirlilik" yaratır. Zaten onların da içerik etkileşimi pek yok anladığım kadarıyla.
Burada hiç tanımadığım çok fazla takipçi geliyor, takipçi sayısı binlerce. O sayılara bakıp çok fazla takipçisi olanları takip etmiyorum. Bu bir "kirlilik" yaratır. Zaten onların da içerik etkileşimi pek yok anladığım kadarıyla.
Kadınlara bulaşırsanız cevabınızı en okkalısından alırsınız böyle. Kadın Yüzyılı başladı, öyle lafla falan değil hem. İki dönem sonra kadın cumhurbaşkanı görmeye hazır olun.
Uğradığımız bir haksızlıktan dolayı, kulakları bizden bilgi duymaya alışık öğrencilerimiz sevgi ve desteklerini paylaşıyorlar. Öğretmenleri hileyle süren müsveddeler köksüzdür, bizimse samimiyet eklenmiş bilgi tohumlarımız çoktan çiçeklendi. Onlar ömrümün güzellikleri.
Ansiklopedinin ölümünden sonra sanki bilgi de gözden düşmüş gibiydi ama bunun doğru olmayacağı kanaatindeydim. Bir öğretmen olarak daima hayatı dönüştürecek, insanı özgürleştirecek bilgiyi önemsedim ve insanlara ulaştırmaya çabaladım. Bunun bir karşılığı olduğunu şimdi görüyorum.
Türkiye'de insanları geliştiren kurumsallıklar yok, kişisel hevesle kendi başın ne kadar gelişebilirse o kadar gelişebiliyor kişi. Kısa süren geçici etkileşimler olmuyor değil ama belli bir süreklilik ve öngörülebilir bir düzen söz konusu olmuyor. Bu bakımdan aklımız hâlâ göçebe.
Okulda Sosyal Bilim Çalıştayı. Üst başlık "kimlik" Ben "Antropoloji ve Kimlik" üzerine konuşacağım.
#kürşadyalnızdeğildir
Türkiye İslamcısı, Avrupa'da kendi farklılıklarının anlayışla kabullenilmesini beklerken yurt içinde hiçbir farklılığa katlanamayan bir tavırla yaşıyor. Artık bütün motivasyon farklının, ötekinin sesini kısmaya yaslanmış durumda.
Bir kere 70-80 yıl önceki CHP'yi güncele çıkararak yapılan her politika iktidara hizmet ediyor.
Medusa’nın Salı: Bir AKP Belgeseli 4. bölümüyle soL TV’de yayında! ⤵️
🔍 Bu bölümde Fethullahçı yapılanmanın yükselişi, Ergenekon davalarının ön günleri, ulusalcı ve liberal kesimler arasındaki gerilimler ile medyanın rolü detaylı bir şekilde inceleniyor.
www.youtube.com/watch?v=m3-Z...
İlgimle, işimle ilgili deneyimsel aklımı paylaşacak, aktaracak özgürlüğüm yoksa insan olarak kendimi GERÇEK kılamam, kamu bu deneyimsellikten yararlanamaz. Her şeyin merkezden belirlendiği kurumsallık ve müfredat tahakkümdür, gelişmenin önünde engeldir. Buradan bilim çıkmaz.
Sıradan Türk erkeği ve siyasetçisi dışarıda ezilir, evde burnundan solur. Şimdi Dışişleri Bakanı muhalefete (Özgür Özel'e) kükrüyor. Neden?
Delaneyin temel tezi, tekkaynaklı üreme teorisi ile teolojik tektanrıcılık doktrininin birbirleriyle ilişkili olduu; dinin ve yeniden üretimin ayrı ayrı ele alınamayacağı. Türkiye üzerine yapılan önemli antropolojik çalışmalardan biri olan Tohum ve Toprak.
Materyalist bir damarı olduğu için takip edilen bir Aristotelesçi sol artık çıkmazda sanki. Yeni bir evrensellik tahayyülü ve solun teorik inşasına ihtiyaç var. Kesin söyleyemem ama seziyorum: Platon'dan Bhaskar'a uzanan bir hat olmalı. Sol, evrenselliği inşa etmeli.
Dünyanın yeni bir politik ufka ihtiyacı var. "Kurtuluş yok tek başına!" öncelikle tüm dünya için, tüm kimlikler için geçerli. Kimlikleri yaşamak ve pekiştirmek farklı bir şey evrensel özgürleşme farklı bir şey. Özgürleşmenin ufku, kimliklerin dar var oluş boyutunu aşar, aşmalı. Kurtuluş yok yoksa.
Ella duyarlı bir insan. İsrail ordusuna katılmamayı tercih ettiği için 30 gün hapse mahkum edildi. Ella, soykırıma katılmadı, bunu afişe etti; bu, zekasını insanlık için kullandığı anlamına gelir. Zekası ve eylemiyle insanlığı haysiyetlendiren Ella'yı kutluyoruz.
Sosyal medya daraltmalarında yeniden yeniden hatırlayalım: 6 Şubat depreminde watsap dahil sosyal medya daraltılmış/kısıtlanmıştı. Bir çağrıyla, belki bir mesajla kendisine ulaşılıp kurtulabilecek insanlar öldü yani ÖLDÜRÜLDÜ. Yenilir yutulur şeyler değil bunlar.
İletişim Başkanı Fahrettin Altun, "Cumhurbaşkanımızın hukukunu koruyacağız" gibi bir laf etti. Adalet Bakanı boşa düşmüş olmaz mı bu durumda?
Üniversite öğrencileri aç, yurtlar yetersiz, burslar yetersiz; hayatları risk altında. Buna rağmen protestoya çıkıyorlar. Onların verdiği haysiyet mücadelesidir. İBB elden geldiğince burs, yiyecek ve yurt sağlamaya çalışıyor birkaç yıldır.
İki Şehrin Hikayesi'nin giriş cümlesiyle karşılaştırılamaz bile.
Nohut-pilav dünyasına hoş geldiniz. Ramazan dolayısıyla iyice görünür oldu: Beslenme yetersizliği içindeyiz. Böyle sefaletler ancak demir yumrukla yönetilir.
İBB, İmamoğlu öncesinde iktidarın para kaynağıydı. Eşe dosta dağıtılan ihaleler, altlarına çekilen arabalar, tahsis edilen binalar, verilen burslar vb. Yeniden kavuşacaklar bu imkanlara. Birilerinin şu anda büyük bir sevinç yaşadığına kuşku yok.
Bir sürü eşik geçildi, İmamoğlu bir eşik değil; son kale. Güçlü bir şekilde sahip çıkılmazsa bundan sonra nerelere varacağı belli olmaz bu devletin.
Boğaziçi Üniversitesi bu sürecin en mağdur olanlarından. Bundan olacak ki bugün, eyleme geçmek isteyerek Beyazıt Meydanına yönelen onlar oldu.
Bizde toplum her dönemde güçsüzdü ama Başbakan'a kasa fırlatacak kadar da sokakta vardı. AKP-MHP rejimi toplumu ezip geçti. Hem devlet güçlendi hem de sosyal bağlar zayıflatıldı. Bugün 25 yaşın altında bir potansiyel var ama partilerin ensesi kalın adamlarının engeliyle gürleşemiyor onlar da.
Kuruluş yıllarının darbelerine benziyor bu. Salt kişileri devre dışı bırakmakla da kalmaz. Devleti 2028'de yeniden kuracaklarını söylemişlerdi. Devleti bu halinde bırakmayacaklarına göre, nereye götürecekler onu düşünmeli.
Kent lokantaları, kreşler, kütüphane-kafeleri meydanlarda siyasetçiler savunmamalı sadece. Herkes her yerde savunsun kardeşim. Herkes vapur beklerken güzel bir manzarada ucuz çay içerek kitap dergi karıştırmak hakkını savunmalı. Keza kreş ve ucuz lokantalar da.
Romalı efendiler, Hristiyan kölelerle baş edemeyince Pavlus sözcülüğünde onları kontrol etmeye yöneldiler. Pavlus, "Efendinize, İsa'ya hizmet ediyor gibi hizmet edin" diyordu.
"Sana biat ederek bağlılık sözü verenler, gerçekte bu sözü Allah'a vermişlerdir." (Fetih Suresi: 10)
Amerikan Devrimi denilen şey ancak sözde bir devrimdir. Köleliği bile kaldırmayan bir devrim mi olur!
Maymun Türkçeye Arapçadan geçti. Arapçada "mimun" / "memun" şeklindeymiş. Arapçaya da Yunancadan geçmiş. Mimun yani mim'den türemiş bir sözcük mimik, mimetik... Köken olarak taklit eden anlamında. İnsan taklidi bir varlık olarak düşünülmüş demek ki.