Zira toplumsal iyileşme dediğimiz, yasın, umudun ve dayanışmanın kamusal alanda birlikte taşınabildiği, ortak duygularda buluşulabildiği anlarda mümkün.
Zira toplumsal iyileşme dediğimiz, yasın, umudun ve dayanışmanın kamusal alanda birlikte taşınabildiği, ortak duygularda buluşulabildiği anlarda mümkün.
Ali Asaf’ın dileği yüzlerce kişide karşılık bulduğunda, gökyüzüne bırakılan balonlar bir nevi umudun sembolüne dönüştü.
Toplumun iyileşme kapasitesi bir kez daha görünür hale geldi.
Umudumuz yorulduğunda dönüp bakacağımız bir fotoğraf karesi daha eklendi hafızalarımıza, ne mutlu!
#aliasaf 🎈
🔴 Cumartesi Anneleri 1052. haftada:
🗣️ “31 yıl önce bugün gözaltında kaybedilen Mehmet Selim, Hasan ve Cezayir Örhan’ı unutmadık”
bianet.org/haber/cumart...
Çalışmaya detaylı şekilde göz atmak isteyenler için:
Rueger et al. (2025).
Preprint →
osf.io/preprints/os...
Ayrıca kullanılan ölçümlerin kültürel adaptasyonunun sınırlı olması da dissosiyatif semptomların tam kapsamlı biçimde değerlendirilebilip değerlendirilemediğine dair soru işaretleri yaratıyor. Yine de bu çalışmanın oldukça değerli bir katkı sunduğunu düşünüyorum.
Bununla birlikte, çalışmanın eleştirilebilecek yönleri de var elbette. Örneklemin sınırlı oluşu (n=104), yalnızca tedavi arayan bireyleri kapsaması ve verilerin kesitsel olarak toplanmış olması, bulguların yönü ve genellenebilirliği konusunda dikkatli olunmasını gerektiriyor.
Travma öyküsü olan danışanlarda dissosiyatif semptomların erken dönemde, kültürel bağlam gözetilerek ve yapılandırılmış şekilde değerlendirilmesi önemli. Bu belirtiler kompleks TSSB’ye eşlik ettiğinde, müdahale planı da buna göre şekillendirilmeli.
Bu çalışma, travma alanında benim de yeterince üzerinde durulmadığını düşündüğüm dissosiyasyon konusunun önemini bir kez daha hatırlatıyor.
Bu önemli, çünkü dissosiyasyon klinik pratikte hala yeterince yer bulamayan ancak terapötik etkililiği doğrudan etkileyebilen bir olgu.
Araştırmacılar ayrıca, dissosiyatif belirtilerin bazı kültürel bağlamlarda daha az fark edildiğine ve bu nedenle tanı ile müdahale planlamalarında sıklıkla gözden kaçtığına dikkat çekiyor.
Bu bulgu, dissosiyasyonun sadece eşlik eden bir belirti değil, bazı vakalarda yeniden yaşantılamaya karşı gelişen bir kaçınma biçimi olarak işlev görebileceği yönündeki görüşü destekliyor olabilir.
Yeniden yaşantılama ve duygu düzenleme güçlükleri, dissosiyatif belirti şiddetinin en güçlü yordayıcıları olarak saptanmış.
Araştırmada katılımcıların %36.5’inin DSM-5’e göre dissosiyatif alt tip TSSB kriterlerini karşıladığı görülüyor. Yani her üç kişiden birinde depersonalizasyon ve/veya derealizasyonun eşlik ettiği bir tablo söz konusu.
Geçtiğimiz hafta klinik psikoloji doktora öğrencilerimle dersimizde kompleks travma ve disosiyasyonu konuşmuş; terapötik süreçte bu olgularla nasıl çalışılabileceğimizi ayrıntılı biçimde ele almıştık.
Bugün, bu konuda çok yeni bir çalışmayla karşılaştım. Bazı dikkat çekici bulgularını özetleyeceğim.
Emeğin yalnızca bedensel değil; zihinsel, duygusal, ev içi ve bakım alanlarındaki güvencesiz, değersizleştirilen tüm biçimlerinin anılması gereken bir gün #1Mayıs.
Eşit, özgür, sömürüsüz; onurlu, insanca ve adil bir yaşam için…
Yaşasın 1 Mayıs!
7 üzeri deprem beklenen bir büyükşehirde, karar alması gereken seçilmişler tutuklu. Bu tutukluluk ve ardından gelen süreç, toplumun kaynaklarını boşa harcadı. Oysa bu bütçe deprem hazırlığına ve güçlendirmeye ayrılabilirdi. Dilerim bir gün çok daha büyük bir “yazık oldu” demek zorunda kalmayız.
Beklenen İstanbul depremine hiç hazır olmadığımızı bir kez daha gördük.
Hepimize geçmiş olsun.
📌Etkinlik herkese açık ve ücretsiz.
Geçmişten bugüne, güncele ve gündeme uzanan çetrefilli yollarda tanıklığın, eylemliliğin ve tükenmenin psikolojik dinamiklerini ele alacağım. Psikolojik sağlamlığı ve iyilik halini ise yalnızca bireysel değil ilişkisel ve politik bir bağlamda da nasıl düşünmemiz gerektiğini birlikte tartışacağız.
“Kolektif Umutsuzluktan Kolektif Eyleme: Travmalar Çağında Genç Olmak
Tanıklık, Direniş, Tükenme ve İyileşme Üzerine” başlıklı konuşmamla 26 Nisan’da İstanbul Bilgi Üniversitesi X. Ulusal Psikoloji Günleri’nde olacağım.
Aksi takdirde, suskunluğumuz bizi sistemin işleyişine eklemleyerek, hak ihlallerini sürdüren çarkların sessiz bir parçası hâline getirir.
Nasıl ki travmayı yalnızca bireyle çalışmak, sistemin açtığı yaraya pansuman yapmaktan öteye geçemiyorsa; özellikle kamusal alanda konumlanan mesleklerin “tanıklık etme” sorumluluğu gereği, olağandışı zamanlarda olup bitene dair söz üretmek önemli ve gereklidir.
Etrafımızda olup biten her şey politiktir. Hak ihlalleri bireysel ve toplumsal düzeyde travmalara neden olur. Travma politiktir.
Ruh sağlığı profesyoneli olmak yalnızca bireyle değil; sistemle de yüzleşmeyi gerektirir.
Travmanın kaynağı çoğu zaman bireyin dışında, toplumsal yapının içindedir.
Bu yüzden hâlâ "psikolog politik olabilir mi, terapist görüş belirtmeli mi?" sorularını sormak, bizi asıl sorumluluktan uzaklaştırır.
Nasıl ki danışanlarımızı içine doğduğu sistemden (örneğin aile), içinde yaşadığı koşullardan (örneğin çevre) tümüyle ayrıştıramıyorsak, terapiye getirdiği sorunu veya psikopatolojiyi bunları tümüyle bertaraf edip ele alamıyorsak, toplumsal olanı da tümüyle dışarda bırakmak mümkün değil.
Tüm bunlar yalnızca bireysel süreçler değil; kişinin içine doğduğu, maruz kaldığı toplumsal yapılarla iç içe geçmiş yaşantılar.
Biz terapistler, terapi odasında neyi çalışıyoruz?
Pek çok bireyin kendiyle, ötekiyle, etrafındaki dünyayla ilişkilenme biçimini, kendi sınırlarını tanıma ve gözetme kapasitesini, özneliğini fark etmesini, hayatı üzerinde söz sahibi olabilmesini ve adil dünya inancını yeniden inşa etmeyi...
Bir bireyin psikolojik bütünlüğünü ve yaşamdaki işlevselliğini koruyabilmesi, dünyayı en azından makul bir düzeyde adil, öngörülebilir ve güvenli bir yer olarak deneyimleyebilmesine bağlıdır.
Bu inancı zedeleyen her toplumsal adaletsizlik, ruh sağlığını da doğrudan etkiler.
Psikoloji literatüründe "adil dünya inancı" bireyin ruhsal dayanıklılığında temel bir rol oynar.
Bu inanç zedelendiğinde, yalnızca adalet duygusu değil; işlevsellik, güven ve anlam duygusu da ciddi şekilde sarsılır.